hayal kutuphanesi
15 Nisan 2017 Cumartesi
SON GÜNLERDE OKUMA HALİM
Bu aralar art arda çok güzel kitaplar okuyorum. Bu da okuma hızımı olumlu yönde etkiliyor. Hatta bir kaç gün art arda bir kaç kitap bitirdim.Kitap okumak kesinlikle çok mutluluk verici benim için.Almak da aynı şekilde. Geçen ay bulunduğum şehirde kitap fuarı oldu. Fuara gitmek benim için hep heyecan verici olmuştur. Almak istediğim kitapları ve yayınevlerini liste yaptım, fuara gittiğimde kolaylıkla bulup alabildim.
Bu sene 55 kitap okuma hedefim var bu hedef içerisinde alt başlıklar da var .Mesela şiir kitabı , tiyatro, biyografi okuma vb. Bu başlıklar okuma alanını çok çeşitlendiriyor, bu yüzden art arda okumalarım hızlanıyor. Hep aynı tarz kitapları okumuyorum çünkü. Mesela Kabuk Adam kitabı gerçekten etkileyiciydi yazarın kendi hayatından kesitler var.Onun sonrasında Alper Canıgüz'den Cehennem Çiçeği kitabını okudum. Yani bence inanılmaz kalem çünkü güldürebilen çok çok az yazar var. Daha önce J.D Salinger'i Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabında da epey gülmüştüm ama onu da okuyalı baya oldu tabi.Daha sonra Doppler kitabını okudum kitapta şehir hayatından sıkılıp ormana yerleşen bir adamın hikayesini anlatılıyor o da ilginçti. Bu ara seçtiğim kitaplardan memnunum yani.Bu farklı türlerde kitap okuma fikri beni biraz klasik kitaplardan uzaklaştırdı ama günümüz yazarlarına da yaklaştırdı. Aslında memnunum bu durumdan yaşayan efsaneleri keşfedip onların yeni çıkacak kitaplarını heyecanla beklemekte çok güzel duygu olsa gerek. Bu ihtiyacım olan bir şey.Ara ara klasikleri de okuyacağım tabi ki onların hala benim için çok özel bir yeri var.
Klasik kitaplarda hepsi sıkıcı olan kitaplardan oluşmuyormuş zaten. Açıkçası hepsinin birbirine benzettiğim dönemler oldu. Ama gerçekten kayda değer sayıda okuyunca anladım kii o dönemde de çok farklı kafada insanlar varmış Oscar Wilde'ın kaleme aldığı Dorian Gray gerçekten inanılmazdı. Çok acayip bir karakter.Hem ürkütücü hem de üzücü bir kitap. Bronte kardeşler de ayrı bir olay bence. Aklımda kalmayan çok fazla klasik kitap var ama bu kızların yazdığı kitaplar zihnime öyle bir kazındı ki gerçekten etkileyici. Gerçi çok karamsar ve iç burkan kitaplardı ama yaşadıkları hayatlar da öyleymiş sanırım.Tolstoy İnsan Ne ile Yaşar kitabı ise şu ana kadar hayatımda okuduğum en etkileyici kitaptı. O kitabın hiç inancı olmayan bir insana bile inanç aşılayabileceğini düşünüyorum.
Kitaplarla olan bu dönemki ilişkimden bahsetmiş oldum bu yazıda biraz karman çorman oldu ama olsun . Bu ara okumayı istediğim kitap Fahrenight 451, aslında başladım kitaba ama yazarın ön kısımlardaki notlarındayım henüz. Bu yazarda çok farklı kafada bir insan ona eminim.Farklı görüşlerdeki ,inceliklerdeki yazarlar bana insanlara saygı duymayı öğretiyor.Bu da çok güzel bir şey. Okuyamıyorsanız ya da hızlı okumak istiyorsanız siz de farklı alanlara sıçrayın bence illa ki bir kitap sizi kendine çekecektir.
16 Mart 2017 Perşembe
TİYATRO
Benim 2017 yılı için kitap okuma hedefim var. Hedefim 55 kitap okumak bir de kendime farklı türlerde kitap okumak için ayrıca hedefler koydum. Tiyatro okumak da bu hedeflerden biriydi. Yani başta görev olarak tiyatro eseri aldım kendime kütüphaneden ama işler çok değişti sonradan artık her kütüphaneye gittiğimde 3 seçeneğimden biri muhakkak tiyatro eseri olmaya başladı. Seyretmesini sevmesem de okumasını çok sevdim. Hızlıca olay anlatılıyor,genelde öğüt verici olduğu için iyi, kötü ayrımı kolay anlaşılır oluyor. Özellikle yoğun insanlar için güzel bir kafa dağıtma yöntemi.Mesaj verici nitelikte hepsi. Shakespeare eserleri çoğunlukta olmakla birlikte en sevdiğim ve beni en etkileyen eser Goethe'nin Faust 'u. Bu eser hayatından sıkılan doktor Faust'un şeytan Mempisto ile tanışarak hayatını mahvetmesini konu ediyor.Dramın üst boyutta olduğu bir eser. Fantastik unsurları barındırdığı için sanırım bana daha farklı geldi ve ilgi çekici buldum.
Tiyatro aslında abartıyı barındıran bir alan. Ya da klasik tiyatrolar öyle . Bu yüzden okumak daha güzel benim açımdan.Duyguları, acıyı, mutluluğu derinden hissettirebilen bir tür. Eserler içimize kolaylıkla işliyor.
Memleketimizde de çok güzel örnekler olduğuna eminim.İlk olarak Namık Kemal'in Gülnihal isimli eserini okudum. Bir aşk hikayesini anlatıyor birbirini seven iki insan var. Muhtar Bey ve İsmet.Bir de Muhtar Beyi kıskanan Kaplan Bey. O da İsmet'e aşık.Eserde Kaplan Bey bu aşıklara etmediğini bırakmıyor. Muhtar Beyi yakalatıp hapise attıyor. İsmet'i evlenmeye zorluyor çeşitli zorbalıklar yapıyor ama halk Muhtar Beyin masum olduğunu bildiği ve onu sevdiği için onu hapisten kurtarıyor. Muhtar hapisten çıkarılınca Kaplan'ın İsmet'i evlenmeye zorladığını duyuyor ve onu kurtarmaya gidiyor. Muhtar ve Kaplan arasında çıkan çatışmada dadı ne yazık ki hayatını kaybediyor ama genç aşıklar birbirine kavuşuyor. Aslında karşılaştırma yapacak olursam bizimkiler daha çok mutlu sonla bitiyor. Batıdaki eserler ders vericiliği vurgulamak için sanırım kötü sonla bitebiliyor. Ya da şimdiye kadar okuduğum klasik eserler öyle diyeyim.
Zıt karakterlerin karşılaşmaları, birbirlerine kibarca gösterişli hakaretlerde bulunmaları,hayat dersinin okkalı bir şekilde verilmesi gibi şeyler bu eserleri okuyanların hem eğlenmesi hem de hüzülenmesini kolaylaştırıyor.Zamanınız yoksa kafa dağıtmak istiyorsanız, bence tiyatro okumak sizi farklı dünyalara götürmeye yetecek.
11 Mart 2017 Cumartesi
OKUMA HALLERİ
Okuduğun kitap çeşidinin veya yazar isminin ruh haline göre değiştiğini çok iyi anladım. Çok moral bozukluğu içindeysem klasik ya da ağır havada giden veyahut dram kokan kitapları tercih etmiyorum.Kısa hikayeleri okumayı uygun buluyorum.Zihnim açıksa ağır anlatımı olan zorlayıcı olabilecek kitapları tercih ediyorum.Hatta bazen öyle anlar geliyor ki çocuk kitaplarındaki saf mutluluk en çok ihtiyacım olan şey oluveriyor.
Son zamanlarda çok yeni bir şey farkettim. Ulaşma ihtimaliniz olmayan bir insan varsa ya da özlem duyduğunuz onun sevdiği yazarı ya da sevdiği kitabı okursanız sanki o özlemi bir nebze olsun gidermiş oluyorsunuz.Çok değişik bir duygu bu. Aynı kitabı okuduğunuzu düşününce sanki tekrar bir araya gelmiş gibi oluyorsunuz. Bu aslında sadece yakından tanıdığınız insanlar için geçerli olmamalı tanışamadığınız bir sanatçı, lider, yazar , düşüncesi sizi etkileyen bir insan varsa onların zamanında okumuş ve etkilenmiş olduğu bir kitabı elinize aldığınızda o kişiyi düşünmeden edemezsiniz , onu çok daha iyi anlar ve kendinizi ona çok daha yakın hissedersiniz.Yani kitaplar en yakın arkadaştır sözü bana şu aralar çok samimi gelmeye başladı. Kaybettiğiniz geçmişinizi, hayal ettiğiniz geleceği, sevdiğiniz birini yanınızda hissetmenin en masum yolu. Eğer birini anlamak ya da yanınızda hissetmeyi istiyorsanız kitap okumayı da seviyorsanız rotanız seçtiğiniz kişinin sevdiği yazarları, kitapları okumak olmalı.
22 Şubat 2017 Çarşamba
HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR
Hüseyin Rahmi Gürpınar değişimlerin fazla olduğu bir dönemde yaşamış.Hem Osmanlı İmparatorluğu hem de Cumhuriyet dönemine tanık olmuş bir isim.Eserlerinde çok iyi toplum gözlemi yapabilmiş bir kişi.Özellikle kadınlar ve erkeklerin bir çok açıdan eşit olduğu görüşüne sahip olması hikayelerinde hemen farkediliyor.
Eski dönem yazarlarını dilleri ve yazdıkları itibari ile okumak bana hep zorlayıcı gelmiştir. Hatta bu yüzden uzun bir süredir günümüz yazarlarını okumaktayım.Geçen gün kütüphanede tesadüfen Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 'Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç' kitabıyla karşılaşınca tekrar denemem gerektiğini düşündüm. Bu eser hakkında çok güzel cümleler duymuştum çünkü. Eser Harley adı verilen kuyruklu yıldızın dünyaya çarpma ihtimalinin halk üzerinde etkisini anlatarak başlıyor. Okumuş bir genç beyfendi var bu eserde. Kendisi 20 'li yaşların başında biri. Kadınlardan karşılık göremediği için onlara önyargılı bir insan.Hatta öyle çok onlardan nefret ediyor ki bu gazetedeki yazdığı makalelere de yansıyor ve şikayet mektupları alıyor.Aynı zamanda bilimsel gelişmeleri takip eden bir insan. Mahallenin okumamış kadınlarına Harley kuyruklu yıldızı hakkında bilgi vermek için onları evine çağırıyor ve onları elinden geldiği kadar korkutmaya çalışıyor. Ertesi gün gizemli bir mektup alıyor bir hanımefendiden. Bu mektuptan çok etkileniyor çünkü yazanın sıradan bir kız olmadığı çok açık. Yazan kız bilgi sahibi, bir şeyleri araştırmaya karşı merağı çok yüksek bir kız. Birden kadınlara karşı ördüğü duvarlar yıkılıveriyor. Mektubu yazan kıza aşık oluyor ve bunu ilk yazdığı mektupta ona belli ediyor. Kitap daha sonra bu iki gencin mektuplaşmaları.birbirlerini görmeleri ve kuyruklu yıldızın çarpacağı düşünülen gün evlenmeleriye son buluyor.
Kitapta bir kaç hikaye daha vardı ve hepsinin odak noktası kadın-erkek ilişkileriydi. Erkeklerin kadınları aldattığını zannederken kadınların aslında hiç de çaktırmadan gayet rahat erkekleri aldatabildiklerini yazıyor. O dönemde genel olarak mahallelerdeki ahlaki görüşü yansıtıyor eser. Yaşanan ilişkilerin çarpıklığına vurgu yapıyor.
Bu kadar etkilenip bir tane daha kitabını almamak olmazdı. Kitabın ismi 'Şık' bu kitapta Hüseyin Rahmi'nin kendi anlatımıyla yazın hayatına nasıl başladığı anlatılıyor. Eserlerinin ilk Ahmet Hamdi Bey'e sunuyor. Ahmet Hamdi Bey eserini çok başarılı buluyor ve onunla görüşmek istiyor. Hüseyin Rahmi'yi karşısında ilk gördüğünde çok şaşırıyor çünkü çok genç biri. Eserini yazarken yardım alıp almadığını soruyor Hüseyin Rahmi her en kadar bu soruya içerlese de eserin devamını yazarak kendinin olduğunu kanıtlamış oluyor.'Şık' kitabını henüz bitirmedim ama şu kadarlık okumamla bile söyleyebilirim ki dilininve anlatımın eğlendiren cinsten olması Türk edebiyatında benim çok karşılaştığım bir durum değil.Her şeyin eski dönemde yazılıp açık, anlaşılır olması okumayı daha da güzelleştiriyor. Bi an önce bütün kitaplarını okumak istiyorum.
Siz de eski dönem yazarlarını okumak , o dönem insanların yaşayış biçimlerini anlamak istiyorsanız korkmadan Hüseyin Rahmi okuyarak başlangıç yapabilirsiniz. Hem eğlenceli hem iğneleyici hem de ders verici hikayeleri var.. Kütüphanede ve ya kitapçılarda görürseniz muhakkak incelemelisiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


